NASA’nın yeni nesil kızılötesi gözlemevi Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu, uzaydaki devreye alma sürecinde iki önemli eşiği geçti. Mühendisler hassas yönlendirme sisteminin teleskobu olağanüstü kararlı tutabildiğini doğruladı; teleskobun gezegen görüntüleme aleti olan Koronagraf ise 22 Eylül’de ilk kez uzaydan gelen ışığı aldı. Gelişmeler, ESA’nın görüntü arşivinde 30 Ağustos’ta fırlatıldığı kaydedilen teleskobun aylar sürecek devreye alma çalışmalarının bir parçası.
Sabitlik testi: Bir madeni parayı 240 kilometreden hedeflemek
NASA’nın açıklamasına göre 15-21 Eylül’de yapılan testler, Roman’ın hassas yönlendirme sisteminin hedefine kilitli kalmasını sağlıyor mu diye sınadı. Sistem, Geniş Alan Kamerası’nın 18 dedektörünün her birinde ayrılan küçük bir bölümü, konumu çok hassas bilinen bir kılavuz yıldızı izlemek için kullanıyor. Konum bilgisi saniyede yaklaşık dört kez yönelim kontrol sistemine iletiliyor ve gerekirse teleskop çok küçük miktarda düzeltiliyor.
Roman’ın yönlendirme sistemi lideri Begoña Vila’ya göre teleskop, Geniş Alan Kamerası gözlemlerinde yarım saat boyunca, Koronagraf gözlemlerinde ise sekiz saat boyunca derecenin 100.000’de birinden daha iyi bir sabitlik sağlayabiliyor. NASA bunu, yaklaşık 240 kilometre uzaktaki bir ABD on sent madeni parasına lazer tutmaya benzetiyor. Mühendisler hedefe ulaşırlarsa bu mesafenin yaklaşık 370 kilometreye çıkacağını belirtiyor.
Spektrumla yönlendirme: İlk kez deneniyor
Roman’ın ayrı bir kılavuz aleti bulunmuyor. Bunun yerine yıldızların yalnızca nokta görüntüsünü değil, ışığın dalga boylarına göre dağılımını, yani spektrumunu da kullanacak. Teleskop zaten bilimsel amaçla spektrum ölçebildiği için aynı bilgi konumu hassas biçimde belirlemekte de kullanılabilecek. Ekip, bu yeni yönlendirme kipini önümüzdeki haftalarda doğrulamayı planlıyor.
Koronagraf ilk ışığını aldı
Koronagraf, yıldızların parlak ışığını bastırarak çevrelerindeki çok daha sönük gezegenleri ve toz disklerini görmeyi hedefleyen ileri bir teknoloji demosu. Aletin hassasiyeti nedeniyle en küçük titreşim bile yıldız ışığının görüntüye sızmasına yol açabiliyor. Bu yüzden aletin kendi iç kararlılık sistemi de bulunuyor ve Vila’ya göre Geniş Alan Kamerası’ndan bile daha kararlı.
Ekip, 22 ve 27 Eylül’de yönlendirme sistemini koronagrafla birlikte denedi. İlk testte alet, komşu galaksi Büyük Macellan Bulutu’ndaki sönük bir yıldızı gözlemledi. Dedektörler, kirlenmeyi önlemek için bilinçli olarak nihai çalışma sıcaklığından daha sıcak tutulduğu için görüntüde fazladan gürültü vardı. JPL’den Vanessa Bailey, bu gözlemin aletin odaklanmış bir görüntü üretebildiğini doğruladığını, bunun ise giderek karmaşıklaşan görevlerden oluşan sistematik bir sürecin başlangıcı olduğunu söyledi.
300 megapiksellik kamera da hazır
NASA’nın 21 Eylül tarihli bir önceki açıklamasına göre Geniş Alan Kamerası 11 Eylül sabahı soğutularak çalıştırıldı. Dedektörlerin toplam ışığa duyarlı alanı bir dizüstü bilgisayar ekranı boyutunda. Tek bir görüntü, dolunayın görünür boyutundan daha geniş bir gökyüzü alanını kapsayacak; böylece Hubble benzeri keskinliği devasa görüş alanıyla birleştirecek. Test sürecinde filtre, prizma ve diğer optik elemanları barındıran eleman tekerleği ilk kez yerçekimsiz ortamda denendi, ardından odaklama mekanizması sınandı. Dedektörler nihai çalışma sıcaklığı olan yaklaşık eksi 183 °C’ye doğru soğumaya devam ediyor.
Sonuçlar, kameranın beklenen şekilde çalıştığını gösteriyor. Teleskop, karanlık enerji, ötegezegenler ve maddenin evrendeki dağılımı gibi konularda geniş taramalar yapacak.
Kapak fotoğrafı: IMAGE: NASA, NASA-GSFC / Wikimedia Commons (Public domain)











